Rehberlik Servisi

OKULAİLE İŞBİRLİĞİ VE ÖĞRENCİ BAŞARISI

“ Siz gülfidanı yetiştiren her türlü hürmete layık bahçıvansınız. Olumlu çocuk yetiştirmenin ilk şartı olumlu ve ilgili anne- babadır.”

Okul başarısızlığı, çocuğun var olan potansiyelini tam olarak kullanmayarak ders ve diğer ders dışı faaliyetlerde yeteneğinin altında başarı göstermesi olarak tanımlanmaktadır.

Yapılan araştırmalar çocukların başarısını etkileyen faktörler arasında ilk sırayı aileye bağlı sebeplerin aldığını gösterirken bunu öğrencinin psikolojik durumunun, fizyolojik durumunun, çeşitli sağlık sorunlarının ve okula bağlı sebeplerin izlediğini ortaya koymuştur. Çocukların başarısızlıklarında aileye bağlı etmenlerin bazıları şunlardır:

  • Çocuklardan kendi kabiliyetlerinin üzerinde başarılar beklenmesi ve ona bu konuda baskı yapılması,

  • Anne-babanın çocuklarını okula gönderdikten sonra onlarla bir daha ilgilenmemesi ve okulla ilgili olumsuz düşüncelerini çocuğa yansıması,

  • Anne- babanın okula gelmek istememesi, toplantı ya da okul etkinliklerini angarya olarak görmesi, çocuklarının başarısı ya da başarısızlığı konularında öğretmen ve idarecilerle konuşup işbirliği yapmaktan kaçınması,

  • Anne- baba arasındaki geçimsizlik, iletişimsizlik ve sıkça yaşanan problemlerin çocuğa yansıtılması,

  • Çocuğun başarılarının arkadaş ve kardeşlerinin başarılarıyla kıyaslanması,

  • Anne- baba olarak çocuğa zamanı iyi kullanma konusunda iyi örnek olunmaması,

  • Evde yalnızca anne ya da babanın çocukla ilgilenmesi ve diğer tarafın ilgisiz kalması,

  • Çocuğun yalnızca ders yapması gereken bir makin olarak görülmesi ve bunun dışında ortak sosyokültürel etkinliklerde bulunulmaması,

 

Bu ve bunun gibi aileye bağlı bir çok sebep öğrencinin ders içi ve ders dışında başarısız olmasına, uyumlu ilişkiler kuramamasına, içine kapanık ya da aşırı asi bir birey olmasına ve sonuç olarak mutsuz olmasına neden olmaktadır.

 

Yine Gazi Üniversitesi’nde yapılan bir başka araştırma çocukların okul başarısızlığının en önemli sebeplerinden birinin aile-okul işbirliğinin eksik olması olduğunu ortaya koymuştur.

Bütün bunların engellenmesi çocuklarımızın sağlıklı ortamlarda başarılı ve mutlu bireyler olarak yetişmeleri için;

·         Onlara sorumluluk bilincinin kazandırılması,

·         Çocuğun iyi tanınması, kapasitesinin bilinmesi ve ondan bunun üzerinde performans beklenmemesi,

·         “Nasıl olsa bir şeyler yapıyordur, çalışır benim çocuğum” gibi düşüncelerle başıboş ve ilgisiz bırakılması,

·         Sürekli, “ Sen kötüsün onlar iyi, sen başarısızsın onlar başarılı!” gibi çocuğun özgüvenini zedeleyici sözler söylenilmesi,

·         Yalnızca zorunlu hallerde değil, belli zaman aralıklarında okul ziyaretleri yapılarak, çocukla ilgilenildiğinin ve ona destek olunduğunun gösterilmesi,

·         Zaman zaman sınıf ve ders öğretmenleriyle iletim kurarak çocuğun ders durumunun takip edilmesi, sosyal davranışlarının gözlemlenmesi ve eğer varsa yaşanılan sorunlar için destek alınması gerekmektedir.

 

Unutmayalım, biz bütün bunlara dikkat ettiğimizde, eğitim açısından destekleyici bir tutum izlediğimizde, sorumluluklarımızdan kaçmayıp ya da bu sorumlulukları başkalarının üzerine yüklemeyip, çocuğumuz için okul ve öğretmenlerle işbirliği yaptığımızda, onlara kıymetli olduklarını hissettirdiğimizde “BAŞARI” kaçınılmaz olacaktır.

“Siz gülfidanı yetiştiren bahçıvanlarsınız. Fidanınızı toprağa dikip onun başkaları tarafından büyütülmesine ya da kendi kendine büyümesine izin vermeyin. Fidanınızı ilgiden mahrum bırakmayın…”

                                                                                       

                                                                                                            MELEK ŞENTÜRK